Hey Çocuk! Hicret Ettiğin Yerde Deniz Var mıydı?


Bu makale 2016-05-01 21:02:41 eklenmiş ve 3746 kez görüntülenmiştir.

Sen doğmadan yazılmıştı fermanının çöl sıcağında

Kumlar kadar kuru fırtınalar içerisinde

Sen doğarken deniz suyu sıçramıştı yüzüne

Dilinde tuzu kalmıştı sadece, bozuk bir tadı vardı işte…

 

Oyunlar oynardın gecelere kadar kahkahalar içerisinde

Gözün önünü seçebildiği kadar.

Bilmediğin bir ses tonuyla konuşurlardı evin büyükleri

Tedirginlik hakimdi tv karşısında bekleyenlerin

Uzaktan duyardın önceleri “güüüüm” sesini

Belki de havai fişeklerdi düğünün birinde

Düğünler her gün daha da yaklaşmakta

Helikopterden havai fişekleri patlardı her gece

Şeker dağıtan yok eğlenen yok diye hayıflanırdın oysaki

 

Bir “güüüm” sesi…

Uzun bir sessizlik

Yaz ayının bir gününde sıcaklar içerisinde

Kızaran güneş altında,

Toz bulutları içerisinde yükselen is

İs’in ardından başlayan yalnızlık,

Ekmek kuyrukları,

Bitiş düdüğü çalınmış oyunlar,

Gecenin geç saatleri,

Siren sesleri içinde,

Yarım uykular,

Battaniyeye sarılmış umutlar,

Umutlar yükletilmiş altınlar,

Organ mafyaları,

Ve senden habersiz karmaşalar...

Annenin çeyiz altınları, birkaç birikmiş dinar.

Hepsi babanın sırtında, yüklenilmiş gamlarla birlikte

Mavi yolculuk için insan tacirleriyle derin pazarlıkta

Ve sen bunlardan habersizsin.

 

Sabah ezanı vaktinde herkes ayakta

Eller havada bir şeyler istenmekte

Senin bilmediğin birinden.

Gözyaşı…

Hep çocukta gördüğün, bugün büyüklerde gördüğün…

Sınırlar çekilmiş ülkenin toprağına,

Ayaklar altında çiğnenirken telleri.

Gözlerin mavide mülteciydin artık sen…

Mavi yolculuk başlıyor istemesen de…

Hava nemli ensende kara bulutlar

Bot küçük doldurulmuş çaresizlerce

Güneş kalleşçe döndü sırtını

Karanlıklar, kanser gibi yayılıyor boşlukta

Rüzgârlar delice,

Dalgalar hırçın

Savruluyor insanlar denizde

Uzun bir sessizlik…

Sessizlikten sonra bilirsin işte çocuk

Zamanlar ölür o anda

Gözyaşların kaybolur su ve gam deryasında

Sesin kaybolur erir yutan dalgalarda.

 

 

 

Hatırladın mı çocuk şimdi

Dilin ucunda kalan tuz tadını veren,

Metal kokardı şarapnel,

Yüzünde çalkalanan deniz suyunda.

 

Çırpınma çocuk

Bırak kendini denizlere

Uçarak git boşluklara

Bulutlar üstündeki yükseklere…

Çırpınma ki çocuk denizler utanmasın

Bir kucak boyunla sığmadın dünyaya

Tabutlar utanmasın

Atma kendini sahillere ressamlar çizipte ağlamasın

Selam ver dünyaya çocuk  

Sen açken tekrar yemek yemek için kusanlar

Nimetten utanmasın…

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Vâv
Ecevit 2016-05-28 16:06:16
Yazılarınız her biri tokat gibi gerçekten.
Ama bu yazılarınızı diğer gazetelerde de yayımlamalısınız.eminim kısa zamanda yıldızınız parlayacak :))
Sancak
Ülkü 2016-05-08 15:39:28
'Sen acken tekrar yemek yemek için kusanlar nimetten utanmasin'
Mavi
Ekin 2016-05-08 15:24:36
Olağanüstü bir tasvir gerçekten mükemmel.
Toplam 3 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



Van Gazetesi | Van Haberleri
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
VAN HABERLERİ