Eleştirmeyin Bilinçlendirin


Bu makale 2018-01-16 15:23:20 eklenmiş ve 277 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Nuri Karagülle

Eleştirmeyin, bilinçlendirin. 
Kınamayın, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz. Der Allah Resul’ü Muhammed. 
Konuya girmeden önce güzel bir latife ile başlamak istiyorum.  Bazılarını  hayata baktığı pencereden atmalı. Ki düştüğü yerden neden ne için sorusunu kendisine yönetebilmesi için. Eleştiri ne kadar eleştiriyse, öz eleştiri de insanın birinci konusu olmalı. Düzeltmek; sanki sihirli bir değnekle birşeylere yol verecekmişiz gibi konulara atlıyoruz. Lakin kendimiz düzmüyüz birilerine sihirli değnek uzatıyoruz.  Dolayısıyla empati ile eleştiri yapıldığı vakit bi zahmet katı  bir yolla insan kendine de öz eleştiri yapması lazım. Bırakın bunu, dediğimiz yerde kendimizin çoktan bırakmış olması lazım. Hadi o halde bu fıkra bırakmaya biraz yardımcı olsun. 

Bir gün kurban ile alakalı bir ortamda, adamın biri mevzuya girer. Ve çocuğu olmayan hazreti Davut Allah’a yalvarır. Allah’ım bir kız çocuğum olsun ismi Ayşe olsun söz senin yolunda kurban edeceğim der. Ve kızı olur. Tam kurban edeceği sırada Azrail Aleyhisselam yanına gelir. Al sana bir keçi allah gönderdi der. Kes bunu kızı bırak der.  
 
Orda konuyu dinleyenlerden biri devreye girer. Yahu kardeşim ben bunun neresini düzelteyim. Bir kere Davut değil İbrahim. Kız değil erkek. Ayşe değil İsmail. Keçi değil koç. Azrail değil Cebrail.  

Şimdi soruyorum. Bu kurulu düzenin neresini düzeltelim.  Yada neyi nerden bırakalım. Davut ne kadar İbrahimin kaderini yaşamışsa, bizde bi o kadar herşeye hakimiz ve aslında herşeyden bihaberiz. Aslında bildiğimizin bilmediğimize yetmediği bir dünya. Bizi sadece adı sevda olan bir cehennemde yakmasıdır. En iyisi insanın kendisine verdiği mücadeledir. Bu hem zevkli, hem geliştirici.  İnsanın, kendisi ile verdiği mücadele içinde, başarı ise kendi başarısı, yenilgiyse kendi yenilgisi. Ve o boğuşmada kişi kendisiyle bir kavga içine girmektedir.  Peki neden sürekli birilerini düzeltme çabasındayız. Bu sorunun cevabı aslında biraz karmaşıktır. Çünkü insan kendinde olmayanı başkasında Arar. Yani arayış dediğimiz kavram orada başlar. Kendi beceriksizliğimizi başkalarına mal etmek o kadar basit ki, sadece kelimede bitiyor. Asla kabullenme duygusu devreye girmiyor. Peki insan, insan olduğu için yaşamıyor mu. Bu kurulu düzen birilerinin hayatının idrak etmesi gerektiğini belirtmiyor mu. 

Günün birinde çocuğun birinin babası sürekli parka götüreceğini söz veriyor. Çocukta babası her eve gelişinde bahaneler uydurarak çocuğu başından salıyor. Sürekli bunu yapan bir gün artık uyduracak bahane bulamadığında eve geldiğinde çocuk yine yapışır. Babası masanın üzerinde bir dünya haritası gözüne ilişir ve oğluna gösterir. Eline aldığı haritayı un ufak parçalara ayırır; bak oğlum bu haritayı tekrar normal haldeki harita haline getir seni parka götüreyim der. Bir saat sonra kontrole geleceğini de söyler. Baba bir saat sonra geldiğinde bir bakar ki harita dört dörtlük bir şekilde birleştirilmiş. Merakla oğluna sorar; oğlum bunu nasıl birleştirdin. Çocuk ibretlik bir cevap verir. Bak baba unuttuğun birşey vardı der. Haritanın arkasında bir insan resmî vardı. Ve ben sadece insanı düzelttim. İnsanı düzeltince de dünya düzeldi der. Burda ki hakikat, eleştiri kavramının artık insanlar tarafından gerçekten yanlış anlaşıldığı ortadadır. Çünkü her olup olmadık şeye birşeyler yaftalama yapabiliyoruz. Ne yazık ki bu konu da çok kabiliyetliyiz. Eleştiri kavramı kalp kırma, gönül koyma bahanesi değildir. Eleştiri yerin dibine koyduktan sonra sadece bir eleştiri deyip geçiştirme değildir. Öncelikle sorarlar adama eleştiri yapacağın yerde, öz eleştiri yaptın mı. Bence rezilliğin daniskasına eleştiri demek sadece acizliği birşeylerin altına gizlemektir. İnsanın  insanı düzelteceğine kendini düzeltmesi yeterli kalır.  Çünkü insan insanı düzeltemez. İkisi de bir birinden aciz varlıklardır. Bunu dünya tarihi kanıtlıyor. Evet başarılı Kişiler cahil kesimleri bilgilendirdi arkasına aldı. Lakin yinede ortada bir düzeltme söz konusu olmadı.  Dost acı söyler. Doğru bir söz evet. Ama dost acıyı, tatlı söyler.  Kırmadan. Velhasıl gönül han değil dergahtır, Paldır küldür girilmez günahtır. Der Mevlana hazretleri. Bilip bilmeden insanları eleştiri adı altında kırmayalım. Bu düzen yüzyıllardır böyledir, değişmez, mümkün değildir. İnsan kendini değiştirmedikçe mümkün değildir. Birilerinin aferin demesi gerekmiyor kendi hayatımızda yapacağımız değişiklikler için. Takdir eden olmasa da gerçekleri savunmak en idealidir. İnsanları kırmadan, acıtmadan bilinçlendirmek güzeldir. Bu inkar edilemez bir durumdur. Başarılmazsa bile En azından kişi kendi vicdanına hesap vermekten kurtulur. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Anket
Van'da Ençok Okunan Gazete Hangisidir?
WAN HABER
GAZETEVAN
VAN GAZETESİ
VAN OLAY
VAN BÖLGE
ÖZALP SESİ
ŞEHRİVAN
HABERVAN
VAN WEB HABER
TARAFSIZ VAN HABER
VAN HAVADİS
VAN SESİ

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

E-Mail Bülten Kaydı

Van haberleri Van Gazetesi Van Haber  روزنامه وان
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
VAN HABERLERİ