İÇİMİZ DEKİ BÜYÜK KATİL...

İşte yüzyılın salgın hastalığı! İçimizdeki büyük katil... 365’den fazla hastalığı taklit ederek günümüzde “Yeni büyük taklitçi” olarak anılan Lyme hastalığı insan soyunun geleceğini tehlikeye atan yeni bir salgın olarak tanımlanıyor. Geçmişte sadece kene yoluyla bulaştığı düşünülürken artık bit
Bu haber 2019-01-04 13:26:39 eklenmiş ve 1123 kez görüntülenmiştir.

 

 

İşte yüzyılın salgın hastalığı! İçimizdeki büyük katil...

365’den fazla hastalığı taklit ederek günümüzde “Yeni büyük taklitçi” olarak anılan Lyme hastalığı insan soyunun geleceğini tehlikeye atan yeni bir salgın olarak tanımlanıyor. Geçmişte sadece kene yoluyla bulaştığı düşünülürken artık bit, pire sivrisinek, tahtakurusu gibi kan emicilerden geçtiği de biliniyor. En vahimi de hastalık ve hastalığın yayılma hızı hakkındaki farkındalığımızın çok düşük oluşu. Dünyayı tehdit eden bu tehlikeye karşı dikkatli olmak zorundayız

365’den fazla hastalığı taklit ederek günümüzde “Yeni büyük taklitçi” olarak anılan Lyme hastalığı  insan soyunun geleceğini tehlikeye atan yeni bir salgın olarak tanımlanıyor.

 Geçmişte sadece kene yoluyla bulaştığı düşünülürken artık bit, pire sivrisinek, tahtakurusu  gibi  kan emicilerden geçtiği de biliniyor. En vahimi de hastalık ve hastalığın yayılma hızı hakkındaki farkındalığımızın çok düşük oluşu. Dünyayı tehdit eden bu tehlikeye karşı dikkatli olmak zorundayız. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre “Borrelia burgdorferi  spiroket bakterisinden kaynaklanan ve “İçimizdeki sessiz katil” olarak da nitelendirilen hastalık; kalp krizi, şizofreni, bipolar bozukluk, beyin tümörü, bazı kanser türleri, otizm, huzursuz bacak sendromu, ürtiker, haşimato tiroidi, Alzheimer, Parkinson, MS, ALS gibi kas hastalıkları ile çölyak gibi pek çok hastalığı taklit ediyor. Peki nasıl oluyor da bir bakteri bu kadar çok sayıda hastalığı taklit edebiliyor?  

          NEDEN YENİ BÜYÜK TAKLİTÇİ DENİYOR?

Bu sorunun yanıtını yaklaşık 11 yıldır Lyme hastalığı konusunda araştırmalar yapan, 2017 yılında bu konuda uluslararası faaliyetlerde bulunan ve Türkiye'de ilk kez Lyme hastalığıyla ilgili kitabı (Lyme Hastalığı) bulunan Ad Hoc komite üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barbaros Çetin veriyor.

Çetin, Lyme hastalığıyla mücadele konusunda kurulmuş olan uluslar arası özel bir komitenin üyesi olarak Cenevre de ki DSÖ uzmanları ve BM İnsan Hakları Komiseri ile yapılan toplantılara üye olarak katılıp son 3 yıldır Finlandiya, Amerika, Fransa gibi ülkelerde düzenlenen uluslararası Lyme kongrelerine bilimsel bildiri ve sunumlarıyla da katkı sağlayan bir isim. Bu bilim insanına göre Borrelia burgdorferi bakterisi dünyada doğrusal kromozom taşıyan tek ilkel canlı (prokaryot) Bu canlının doğrusal kromozomu kıvrık bir telomerde son buluyor. 1738 gen ve 21 farklı plazmide sahip olup, ekosistemde hiçbir bakteri de bu seviyede bir plazmid sayısı ve aktivitesine rastlanmadığı belirtiliyor. Bakteriler dünyasında oksijen seviyesinin düşük olduğu vücut bölgelerinde yaşamayı ve saklanmayı tercih ediyor. Dünyada doğrusal kromozom (linear-yaklaşık bir mega baz hacminde) taşıyan tek prokaryot (tek hücreli) canlı oluşuyla dikkat çekiyor. Bu eşsiz özelliğiyle bir bakteriden öte gelişmiş canlıları anımsatıyor. 150 gen tarafından kontrol edilen mekanizma ile 30 farklı protein şekerlerle birleşerek çok fazla sayıda glikoprotein yapısı oluşturuyor. Bb anerobik (oksijensiz) spiroket bakteri olup varlığının sadece Bb’de olduğu ve şeker-protein çeşitliliğinin başka hiçbir canlıda bu seviyede bulunmadığı belirtiliyor.  

              HASTALIĞIN ORTAYA ÇIKIŞ ÖYKÜSÜ  

 Gelelim hastalığın ortaya çıkış öyküsüne. Hastalık bilim insanları tarafından 1980’li yılların başında ilk defa ABD’de Connecticut Eyaleti’nin Lyme Kasabası’nda tanımlandığı için bu isimle anılıyor. İlk önce sadece basit bir romatizma olduğu düşünülürken, son 20 yılda diğer hastalıkları taklit ettiği ve sanıldığından daha yaygın olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle Lyme hastaları genelde taklit ettiği diğer hastalıkların tanısı ile yaşamak durumunda kalıyor. Geçmişte hastalığın sadece kenelerle yayıldığı düşünülürken günümüzde kan emen birçok canlı (bit, pire, sivrisinek, tahtakurusu, at sineği vb) ile ilerlediği anlaşılıyor. Bunun dışında kedi köpek gibi evcil hayvanların salya ve idrar sıvılarından da insanlara bulaştığı biliniyor. Hamilelik döneminde anneden bebeğe kan ve organ nakli yoluyla geçmesi de hastalıkla ilgili bilinmesi gereken önemli bir özellik olarak görülüyor.  

BİR KAÇ YIL İÇİNDE 80 MİLYON LYME HASTASI  

Prof. Dr. Barbaros Çetin, son 10 yılda yapılan çalışmaların sonucunda Amerika’da 25 milyondan fazla Lyme hastası tespit edildiğini söylüyor. Geçtiğimiz günlerde ABD’de “Bay Area Lyme Foundation” isimli  dernek, birkaç yıl içinde en az 80 milyon Lyme hastasının ortaya çıkacağını öngörüyor. Çin’de son 20 yılda yapılan çalışmalarda tespit edilmiş Lyme hasta sayısı 75 milyon iken, Alman hükümetinin geçen yıl açıklamış olduğu resmi rakamlara göre ülkede her yıl yaklaşık 1 milyon kişi Lyme hastalığına yakalanıyor. Dünyada net bir sayı bilinmemesine rağmen yapılan her araştırma, durumun düşünülenden daha vahim olduğunu ortaya koyuyor.  

            TÜRKİYE’DE 8-10 MİLYON HASTA TAHMİNİ  

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, Lyme hastalığının görüldüğü ülke sayısı 117. 63 ülkede endemik olan bu hastalığın görüldüğü ülkelerden birinin de Türkiye olduğuna dikkat çekiliyor.  Prof. Dr. Barbaros Çetin, “Son 10 yılda yapmış olduğum literatür çalışmalarına göre (110 akademik yayın) Türkiye’de yaklaşık 8-10 Milyon insanın Lyme taşıdığını tahmin ediyorum” diyor. Lyme hastalığı hakkında en önemli sorunlardan birinin  oluşması gereken farkındalığın hala  sağlanamaması olduğu belirtiliyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 2 milyon kişiye kene yapışmasına karşın bu kişilerin ne kadarlık oranının LYME ve ko-enfeksiyonlarına yakalandığı bilinmiyor. Gerekli tedbirlerin acilen alınmaması Türkiye’de her yıl binlerce kişinin bu hastalığa yakalanması anlamına geliyor.  Tedavinin uzaması ülkelerin ekonomik yapısına da büyük zarar vermektedir”diyor.  

                  TEK TİPİK BELİRTİSİ VAR

Eritrema migrans (Öküz gözü eritem) – Deride oluşan halka şeklinde iç içe geçmiş kızarıklık Lyme’ın tipik tek belirtisi olarak biliniyor.

BAŞKA HASTALIKLARLA KARIŞAN DİĞER BELİRTİLER  

Diğer belirtiler başka hastalıklarla ortaklık taşıyor. En yaygın olarak   *Kronik yorgunluk *Ani görme kaybı *Ani sağırlık *Tek veya çift taraflı yüz felci *Sürekli uyku bozukluğu *Vücudun tamamında gezen ağrılar *Titreme, karıncalanma *Psikolojik semptomlar *Kalp çarpıntısı, sürekli baş ağrısı ve migren.

                 TANI KOYMAK KOLAYLAŞTI

Hastalığın varlığı; Kan yoluyla, idrar, PCR tekniği ve omurilik sıvısı ile tespit ediliyor. Geçmişte testler çok başarılı olmamasına karşın günümüzde tekniklerin gelişmesi ile Lyme tanısı koymanın oldukça kolaylaştığına dikkat çekiliyor. Elispot Borrelia ve CD57, teşhis koymayı kolaylaştıran testler olarak dikkat çekiyor. 365’den fazla hastalığı taklit etmesi nedeniyle hastalara uzun yıllar semptomları karşılayan farklı tanılar konulabiliyor. Kişinin gerçekten LYME hastası olduğunun 20 yıl sonra ortaya çıktığı örnekler bile bulunuyor. Lyme birçok otoimmün, nörolojik, endokrinolojik ve metabolik hastalıkla da karıştırılıyor.  

              ERKEN TANI KOLAY TEDAVİ DEMEK

Prof. Dr. Barbaros Çetin, Lyme hastalığının tedavisinin olduğunu söylüyor ve ABD’de 30, Almanya’da ise 25 yıl önce kurulmuş LYME tedavi merkezleri olduğuna dikkat çekiyor. Tedavinin erken tanı konduğunda çok daha kolay olduğu, geç kalındığında ise kronik hale geldiği için oldukça zor gerçekleştiği belirtiliyor. Tedavisi yapılmayan Lyme hastalığının semptomları gün geçtikçe kötüleşiyor ve hastalığın vücutta tuttuğu bölgelere göre ölüme kadar giden bir sürece yol açıyor. Bu nedenle hastalıktan korunmada öncelikle farkındalık yaratılması gerekiyor. Hastalığın yaygınlığı düşünüldüğünde uzak durarak korunma şansı bulunmadığı için yapılması gerekenin bu hastalığa yakalanan kişilere anında müdahale edilmesi olduğu belirtiliyor.  

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NDEN İYİ HABERLER

18 Haziran 2018’de (yaklaşık 40 yıl sonra) Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Kronik Lyme Hastalığı ile ilgili üç ICD kodu (ICD11’in 11. revizyonu) kabul etmesi hastalık açısından çok önemli görülüyor. Bu 3 kodun ilkine göre DSÖ ilk defa anneden çocuğa Lyme bakterisinin geçtiğini, ikinci olarak Alzheimer, demans ve Parkinson gibi bazı hastalıkların Lyme kaynaklı olabileceğini, son olarak da ALS, MS gibi nerkezi sinir sistemindeki sinirleri koruyan Myelin tabakasının tahribatının Lyme bakterisinden kaynaklanabileceğini kabul ediyor.  DSÖ’ye üye diğer ülkeler gibi Türkiye’nin de 2022 yılına kadar, bu kararın gereklerini yerine getirmek zorunda olduğu belirtiliyor. Son olarak Avrupa Parlamentosu 15 Kasım 2018 tarihli oturumunda, hastalığın Avrupa’da endişe verici boyutlarda yayılması nedeniyle ”Lyme Acil Eylem Planı” çağrısını onaylıyor. 

             TÜRKİYE’NİN EYLEM PLANINA İHTİYACI VAR

Prof. Dr. Barbaros Çetin, sorunla mücadele için Türkiye’de özellikle büyükşehirlerdeki tıp fakültelerinde Lyme araştırma merkezlerinin kurulması gerektiğine dikkat çekerek, “Günümüzde genç doktorların Lyme hastalığına yönelmelerine ihtiyaç var, çünkü bu sorun artık dünya çapında bir salgına dönüşmüş durumda. Kamuoyunda ki farkındalığın artması için Sağlık Bakanlığı’nın bir an önce ‘Lyme Hastalığı ile Mücadele Eylem Planını’  hazırlaması  ve hayata geçirmesi gerek” diyor.

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer SAĞLIK haberleri

Anket
Van'da ki basın mensupları TARAF mı?
TARAFSIZ
EVET
HAYIR

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

Arşiv Arama
- -

Van Gazetesi | Van Haber | Van Haberleri | Vanhaber
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
VAN HABERLERİ